Aşkta Kaybeden ve Üzülen Tarafın Çoğunlukla Kadınlar Olmasının 11 Sebebi

1. Karşımızdaki insanın, hislerinde bizim gibi samimi olduğuna hemen inanıyoruz.

Ama çevremizdeki erkekleri dikkatle izlediğimiz zaman içerisinde, erkeklerin çoğu hisselerinin samimi olmadığını biliriz.

 

2. Fedakarlık yapmaktan asla çekinmiyoruz.

Biz kadınlar fedakarlık yapmaktan asla çekinmiyoruz. Arkadaşlık, anne olsak bile, aile ve sevgililerimize karşı özellikle ayrı bir zaafımız vardır.

 

3. Çoğu zaman, aşık olduğumuz kişinin istek ve beklentilerini, kendi isteklerimizden daha ön planda tutuyoruz.

Çünkü seviyoruz, kızsak, bağırsak, sevsek ve hatta hastalıktan ölsek bile koşa koşa ona gitmekten en güzeli nedir ? Bu olmazsa olmazlar arasında değil midir sizce de ?

 

4. “Yeter ki kavga etmeyelim, gerilmeyelim” diye, karşı tarafın ufak hatalarını bile dile getirmekten çekiniyoruz.

 

Kavgalar ilişkinin tuzu, biberi der gönül işlerinin üstatları. Haklılar da. Kavga etmek, tartışmak, çözemediğiniz pek çok konuyu çözmenizi ve hayatta daha sağlıklı ilerlemenizi sağlar. Ancak çoğu zaman, olumsuz olayları görmezden gelip, gerilim çıkmamasını tercih ediyoruz.

 

5. Çocukluğumuzdan beri bize dayatılan toplumsal roller yüzünden, bir süre sonra ilişkinin annesi haline dönüşüyoruz.

 

6. Doğrudan, net bir şekilde konuşmak yerine, karşımızdaki kişinin bizi kendi kendine anlamasını bekliyoruz.

Kadınların sezgi gücü erkeklere göre daha gelişmiş durumda. Bir arkadaşımızın canı sıkkın olduğunda, bunu hemen anlayıp, onun için bir şeyler yapmaya çabalarız. Ancak erkeklerde bu yetenek pek fazla gelişmediği için, biz söylemediğimiz sürece, bir şeye üzüldüğümüzü, kırıldığımızı asla anlayamazlar.

 

7. İlişkiye gereğinden fazla anlam yükleyip, hayatımızın merkezi haline getiriyoruz.

O hayatımıza girdiği andan itibaren, tüm anlarımızı onunla geçirmek istiyoruz. Tamam çok mutlu olabiliriz, tamam onunlayken dünya dursa asla şikayet etmezsiniz ama siz o aşkın dışında da var olan bir insansınız. İlişkinin bir tarafı olmakla yetinmek, ilişkiyi benliğiniz haline getirmemek en önemli şey fakat biz çoğu zaman bunu başaramıyoruz.

 

8. İlişkinin ilk gününden itibaren, karşımızdaki erkeğin değişeceğini umarak, bir umutla ilişkiyi sürdürüyoruz.

Çok çabuk sinirleniyor, anlık öfke patlamaları yaşıyor, sinirlenince gözü kimseyi, hiçbir şeyi görmüyor ama zamanla değişir. Hayır değişmez. Ufak tefek davranış değişiklikleri dışında erkekler asla değişmiyor. Biz de bunu ilişkinin başında kabullenip devam ya da tamam demeyi bilmeliyiz.

 

9. Bir şeylere kırılıp, üzüldüğümüz zaman, karşı taraf bunu asla anlamadığı için, yıpranan taraf yine biz oluyoruz.

İlişki uzmanları boşuna kendini parçalamıyor “konuşun, her şeyi konuşun” diye. Konuşmadığınız, sorununuzu anlatmadığınız her dakika tükenen taraf siz oluyorsunuz.

 

10. Karşımızdaki erkeği iyice tanımadan, hemen gelinlik hayalleri kurmaya başlıyoruz.

 

11. İnanmaya meyilliyiz. İnanmayıp sorular sormak daha yorucu olduğu için, inanmayı seçiyoruz ve sonuç genellikle hayal kırıklığı oluyor.

Çünkü gerçekler bizi üzebilir, yarayabilir. Ancak hiçbir gerçek, razı geldiğiniz bir yalandan daha çok üzemez sizi.

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Comments

0 comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy